Merhaba!
|
Muhalefet yapmanın dayanılmaz ağırlığı
- Bakan Çelik, gazeteciye baktığında ne görüyor?
Peki, gazeteciler Bakan Çelik'e baktığında ne hissediyor?
- Ertuğrul Özkök, gazetecilerin damarlarındaki asil
kültürün ne olduğunu açıkladı: "İtiraz Kültürü"
RAPORU HAZIRLAYANLAR:
Azime Acar & Ender Bölükbaşı
* * *
Gazetecilik muhalefet yapma işidir
Aksi takdirde gazetecilik mesleği katipliğe dönüşür
Gazetecinin doğasındaki muhalefet yapma gerçeğini en çok unutan da iktidarsahipleridir
Tartışmalı Sosyal Güvenlik Yasası ile son dönemde gazetecilerin "doğal olarak"büyüteç altına aldıkları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, gazeteci muhalefetinden öylesine bunaldı ki, ayak üstü bir medya kazası işlemeden bu haftayı bitiremedi.
Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası tarafından düzenlenen "Yurtdışında Türk İşçisi İstihdamında Sorunlar" konulu konferansın öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Faruk Çelik, gazetecileri nasıl gördüğünü bakın hangi sözlerle anlatıyor.
Bir gazetecinin, "Gazetecilerin yıprandığına inanmıyor musunuz" şeklindeki sorusuna, "Herhalde muhalefeti yıpranmadan dolayı yapıyorsunuz" karşılığını verdi.
Gazetecilik mesleğindeki "yıpranma payı"nın diğer bazı meslekler gibi yüksek olduğunu savunan gazetecilere, bakanın yanıtı aslında "Ben gazetecinin muhalefet yapmayanını severim" mealine geliyordu.
Bakanın sözlerindeki gizli anlamda "Bana biat etmeyen muhaliftir ve ben de halkın temsilcisi isem benim yanımda olmayan, halkın karşısındadır" demeye getiriyordu.
SONUÇ:
Aslında iktidar sahipleri karıştırıyor ama gazetecinin muhalefet yapması başka bir şey,muhalefetin gazetecisi olması ise başka bir şey.
Ertuğrul Özkök, Hürriyet Gazetesi'nde Cumartesi günkü köşesinde, bu önemli detayı,kendi başına gelen bir olayla aktarıyor:
"Bundan iki ay kadar önce hükümet yanlısı bir gazeteci ile aramızda ilginç bir konuşma geçti. Yanımızda başkaları da vardı. Hükümet yanlısı gazeteci şöyle bir şey söyledi;
'Son iki yıldır sen neyi savunuyorsan, hep aksi yapıldı.'
Bunu hangi amaçla söylediğini tahmin ediyorum.
Demek istedi ki: 'Sen etkili bir gazeteci değilsin. Ne söylesen iktidar aksini yapıyor.'
Kendisine şakayla karışık şu cevabı verdim:
'Normal değil mi? Sen iktidar gazetecisisin. Ben değilim.'
Özkök, yazısında gazetecinin muhalif duruşunu şekillendiren en önemli olgunun itiraz kültürü olduğunun altını çiziyor:
" Hükümet medyası ile bağımsız medya; iktidar gazetecisi ile bağımsız gazeteci arasındaki en temel fark işte bu zihniyette kendini gösterir.
Onlar iktidarı mutlak 'milli irade' olarak görürler.
Benim kafamda ise böyle mutlak bir 'milli irade' anlayışı yoktur.
O 'biat' kültürüne yaslanıyor, varlığını orada buluyor.
Bense varlığımı 'itiraz kültürüne' borçluyum."
* * *
Unutmayın medya kazası can almaz itibar alır
Medyadan Seçtiklerimiz
![]() | Sessiz kalma lüksünüz yok... "Medya etiği" açısından size sormak istiyorum. Bir tartışma programı yöneticisinden beklenen nedir? Eşi dostu kollaması mı? Eşi dostu hakkında eleştiri yapanları, ithamda bulananları, hatta iftira atanları anında susturması mı? Eşi dostu için tanıklık yapmaya soyunması mı? Bunu bir gazeteci, bir meslektaşından nasıl bekler? Beklemekle kalmayıp bunu yapmadığı için ona nasıl hakaret eder? Köşeler babalarımın malı değil de stüdyolar babamızın malı mıdır? | |







