Reklam
Ulti Clocks content

Giriş Formu

Merhaba!


Ulusal ya da çok uluslu şirketler, hükümetler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve bireyler... Hepsi de kendi seslerini medyaya duyurmak için kıyasıya bir yarıştalar. Ancak, bu yarışta şöhretlerine zarar vermemek için kendilerini korumayı biliyorlar mı?...

Sıradan bir medya görüşmesini bile itibarınız için altın değerinde bir fırsata dönüştürmek? Ya da kendinizi bir krizin kucağında buluvermek? İkisi de sizin elinizde!

MEDYAFOBİ programlarına HANGİ DURUMLARDA ihtiyaç duyabilirsiniz?


Bazen okura bırakılır

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta


  • Kadir Topbaş'ın yaptığı vicdan kazası neydi?
     
  • Vatan Gazetesi birinci sayfasından iki haberi öyle bir verdi ki...

    ... Ve,
  •  Bazen göze sokmadan nasıl göze batırılır? Bir gazetecilik manevrası...

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Vatan Gazetesi'nin 2 Şubat tarihli birinci sayfası bu haftaki yazımızın ana konusu.

    Gazetenin sağ üst köşesinde "Ebru'yu ağlatan paydos" başlığıyla bir haber verilmiş...

    Zeytinburnu'ndaki kaçak ve dahası sigortasız işçi çalıştıran fişek fabrikasıpatlamasındaki bir insan öyküsü anlatılıyor.

    Semra Bakkal adındaki aylık 400 liraya çalışan işçi kadının üç çocuğundan birisi olanEbru'nun fotoğrafı yer alıyor haberde. 

    Haberin en can alıcı yeri ise çalışmalara saat 23'ten sonra ara verilmesi üzerineEbru'nun kurtarma ekiplerine yalvarışı... Annesini enkaz altında sanan Ebru"gitmeyin"diye gözyaşı dökmüş, engellemeye çalışmış gidişlerini. 

    22 kişinin öldüğü kazayla ilgili bu haberin hemen yanı başında, bir başka haber daha dikkat çekiyor. 

    Vatan Gazetesi burada bir gazetecilik iması yapıyor... "göze sokmadan" gösteriyor... İki haber arasında ilişkiyi kurmayı ise okura bırakıyor.

    Soldaki haber ne derseniz... 
    Haber, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın Seda Sayan'ın Çırağan'daki 10 bin Euro'luk suitte kıydığı altıncı nikahının nikah memuru olmasıyla ilgili.

    Topbaş, fotoğrafta Seda Sayan ve genç damadın nikahlarını kıyarken, gayet mutlu vemesut, yüzünden gülücükler saçılıyor. 

    Sağ tarafta gözü yaşlı Ebru'nun fotoğrafıyla öyle bir derin çelişki oluşturuyor ki...

    Topbaş'ın 22 kişinin öldüğü bir olayın hemen ertesinde, kurtarma çalışmaları veyacenaze törenine katılmak yerine Seda Sayan'ın nikahını eda etmesi, bizce sadecemedya kazası değil, daha da ötesi, vicdan kazası...

    SONUÇ:
    Topbaş'ın bu ilk vicdan kazası değil aslında. 

    Geçen yıl Mart ayında İSKİ'nin açık bırakılan kanalizasyon çukuruna düşen Dilara'nın ölümünden sonra da cenaze törenine katılmak yerine Hollanda Kraliçesi ile Boğaz gezisi yapmayı tercih etmişti.

    Zeytinburnu'ndaki fabrika ile ilgili yaptığı açıklamada ise "Bize ihbar gelmedikçe böyle yerleri denetleyemeyiz" şeklindeki sözleriyle, resmen vatandaşa "ihbar edin, görevinizi yapın" demeye getirdi. 

    Hatta, "Bakın bu olay vatandaşlarımızın ekmek parası için ne şartlarda çalışmayı göze aldığını gösterir" diye faciaya sosyal kılıf da buldu. 

    Ama Topbaş'ın bu sözlerinden çok, Vatan Gazetesi'ndeki nikah memuru pozu yaraladı okuyanları... 

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…
     

Medyadan Seçtiklerimiz


Hürriyet / Ahmet Hakan

 Sessiz kalma lüksünüz yok  

... "Medya etiği" açısından size sormak istiyorum.

Bir tartışma programı yöneticisinden beklenen nedir?

Eşi dostu kollaması mı? Eşi dostu hakkında eleştiri yapanları, ithamda bulananları, hatta iftira atanları anında susturması mı?

Eşi dostu için tanıklık yapmaya soyunması mı?

Bunu bir gazeteci, bir meslektaşından nasıl bekler?

Beklemekle kalmayıp bunu yapmadığı için ona nasıl hakaret eder?

Köşeler babalarımın malı değil de stüdyolar babamızın malı mıdır?

Yazının devamı>>